İpek Duben'den Ten, Beden, Ben

İpek Duben'in Salt Beyoğlu'nda 9 Aralık'ta açılan Ten, Beden, Ben sergisini açıldığı günlerde ziyaret etmiş ve işlerini çok sevmiştim. Hatta sezonun en favori sergilerinden biri oldu benim için. Yazmak ise bugüne kaldı. Ama hiç merak etmeyin, çünkü sergiyi gezmek için 3 Nisan'a kadar zamanınız var. Yine de daha gecikmeden yazmak istedim çünkü sergi kapsamında pek çok etkinlik gerçekleştirilecek  önümüzdeki ay boyunca. O yüzden sizinle hem sergi tanıtım bülteninden hem de bu etkinliklerle ilgili gelen bilgilendirme mailinden alıntılar paylaşacağım. Her ikisinden de ilginizi çeken pek çok şey olacağını düşünüyorum. 


Erkek şiddetinden, toplumsal cinsiyete, yerinden edilme ve göçten, tüketim alışkanlıklarına ve "öteki"ye dair çok çeşitli konuları irdeleyen sanatçı sıklıkla kendi beden imgelerini de kullanıyor. Örneğin, bir desen ve on bir resimden oluşan Şerife (1980-1982) serisi, Duben’in yerel bir bağlamda göç, “öteki”ne bakış ve toplumsal cinsiyet konularını ele aldığı ilk işidir. Sanatçı, kız kardeşinin evine temizliğe gelen Şerife’nin başsız ve bedensiz portreleri için pazardan satın aldığı bir elbiseyi doldurup canlı modelin yerine koyar. Böylece Şerife’nin temsilî bir modelini yaratır. Toplumsal varlığı ve emeği görünmez kılınan kadınları gündeme getirerek feminist bir tavrı yansıtan resimler, kültürel gelenek ve âdetlerle kırsal ve kent yaşamı arasındaki geçişlere de işaret eder.


New York’ta geçirdiği 1990’lar, Duben için eğildiği konularla farklı form ve malzemeleri buluşturduğu yeni bir özgürleştirici evrenin başlangıcı oldu. 2000’lerin başında erkek şiddeti ve zorunlu göç hikâyelerine yoğunlaştı. Türkiye ve ABD basınında çıkan ev içi şiddet olaylarını derlediği LoveBook [Aşk Kitabı] (1998-2000) ve aynı temel üzerine inşa ettiği LoveGame [Aşk Oyunu] (1998-2001) enstalasyonları sanatçının bu şekilde ortaya çıkardığı şahane işlerinden olmuş.



Manuscript 1994 (El Yazması 1994) ve Suspended (Muallak) serileri alüminyum levhalar üzerinde baskı, cam, yazılar gibi çeşitli unsurlardan oluşan müthiş kolaj işleriydi. 51 parçalık bu seride sanatçı kendi beden imgesini de işinin bir parçası olarak kullanmış. Bu konuda da şöyle demiş: "Bedenim bu yolculuğun taşıyıcısıydı. Kutsal ile dünyevinin, modern ile gelenekselin, 'bir' olan ben ile 'çokluğun parçası' olan benin birbirine meydan okuduğu ve müzakere edildiği ruhumu barındırıyordu. "    


Bunların dışında odağını din, dil, etnik köken fark etmeksizin yerinden edilenlere çevirdiği Farewell My Homeland [Elveda Yurdum] (2004) yerleştirmesi çok etkileyiciydi. Ve yine çok etkileyici olan Melekler ve Soytarılar (Angels and Clowns) serisini de buraya eklemezsem olmaz. Sanatçının son yirmi yılda yaşanan sosyal, kültürel ve ekonomik dönüşümlere dair gözlemlerinden doğan bu seri, bir kesimin yıkıcı kayıplarını görmezden gelerek tüketim aşırılıklarını normalleştirmiş yeni dünyanın çelişkilerini konu ediniyor. Yeryüzünde kalabalıklara reva görülen zulümle küçük bir azınlığın elindeki refah arasındaki uçuruma dikkat çeken sanatçı yıllar boyu yaptığı seyahatleri sırasında topladığı kartpostallar, dergi ve gazete fotoğraflarına melek ve soytarı figürleri ekleyerek olan biteni şaşkınlık, merak ve endişe içinde izlediğini ironik bir şekilde göstermektedir. 


Bu yazı uzun olacak besbelli dememişsem bile anlamıştınız bence siz onu. ;) Daha eklemediğim ama etkilendiğim o kadar çok çalışması var ki İpek Duben'in. Ama sergiyi anlatmayı burada bırakıyorum ki size de biraz sürpriz iş kalsın.;) Önümüzdeki haftalardan itibaren gerçekleştirilecek çevrimiçi ve fiziksel sergi etkinliklerini ise aşağıya bırakıyorum: 

● Söyleşi: Yağmur Nuhrat ve İlknur Hacısoftaoğlu
Ev İçi Emek, Ev İçi Şiddet
28 Şubat Pazartesi, 19.00
SALT Online YouTube Kanalı

 Atölye: Evren Savcı
İpek Duben’le Düşünmek
5 Mart Cumartesi, 15.00
SALT Beyoğlu

 Konuşma: Turgut Tarhanlı
Sanat Tedirginliği ve Sanatsal Yaratıcılık Özgürlüğü
16 Mart Çarşamba, 19.00
SALT Online YouTube Kanalı

● Eleştirel Sergi Turu: Gözde İlkin
Ten, Beden, Ben
26 Mart Cumartesi, 15.00
SALT Beyoğlu

● Söyleşi: İpek Duben ve Işın Önol
29 Mart Salı, 19.00
SALT Online YouTube Kanalı

● Yakından Bakınca
Çevrimiçi Videolar
Şubat - Mart 2022
Şerife
Farewell My Homeland [Elveda Yurdum]
LoveBook [Aşk Kitabı] (1998-2000) ve LoveGame [Aşk Oyunu] (1998-2001)
 

Daha fazla bilgi ve içerik için Salt Online sayfasına da bakabilirsiniz. Ama daha da önemlisi lütfen 3 Nisan'a kadar bu sergiyi gezmek için zaman ayırın. "İyi ki" diyeceğinize eminim. 

İyi gezmeler!    

2 yorum:

Ahmet Ozan dedi ki...

angel and clowns'u görmek isterdim

Imge dedi ki...

Ahmet Ozan,
Mart ayı içinde mutlaka yolunuzu düşürmenizi öneririm. Sadece Angels and Clowns değil hepsi birbirinden etkileyici işler.