Timsah Ateşi

Bu sezon şu ana kadar izlediğim oyunlar arasında en sevdiğim ilk üçe hızlı bir giriş yapan şahane bir oyun var bugün burada: Timsah Ateşi. Çolpan İlhan & Sadri Alışık Tiyatrosu ve Piu Entertainment yapımı bu kara komedinin yazarı Meghan Tyler. Mehmet Ergen yönetmiş ve Hazar Ergüçlü, Funda Eryiğit ve Kubilay Tunçer de iki zıt karakterli kız kardeş ve kötürüm, şeytan baba rollerini müthiş oynamışlar. Oyuncuların hepsi çok başarılı olsalar da ben sanki en çok Funda Eryiğit'e bayıldım. Dekor tasarımı için de Merve Yörük'ü tebrik etmek gerek, gerçekten harika -ve sürprizli- bir dekordu çünkü. Ama oyunun başlarında doya doya bakın kendisine, zira daha sonra ortalık fena karışacak. ;) 


Hikaye 1989 yılında Kuzey İrlanda'da geçiyor. Kız kardeşlerden dindar, geleneksel ve uyumlu olan -ya da görünen- Alannah, kötürüm babasıyla birlikte kırsaldaki evlerinde yaşayıp ona bakmaktadır. Bir gün kapı çalınır ve asi kız kardeş Fianna çıkagelir. Fianna,  zamanında annesinin de içinde bulunduğu evlerinde yangına neden olduğu için 8 yıl hapis yatmış olan ailenin lanetli kızıdır. İki kardeşin görünürde benzer hiçbir yanları olmamasına rağmen onları ortak paydada buluşturan aslında çok önemli bir şey  vardır. O da babalarına duydukları o yakıcı öfke. Fianna'nın geliş nedeni aslında bu öfkenin fitilini ateşlemektir. Alannah ilk başlarda hiç oralı değilmiş gibi görünse de belki de Fianna'dan bile hazırdır o fitili ateşlemeye. Babanın ve kardeşlerin ve ölen annenin hikayesi göründüğünün çok ötesinde duygusal ve fiziksel şiddet barındırır. Bunu hem gerçekten şiddet hem de komedi unsurlarıyla anlatmak pek kolay olmasa da bu oyun tam da bunu başarmış. Bayıldım diyebilirim. 

Oyunun Mart ayı tarihlerini bu linkte bulabilirsiniz. Bence kaçırmayın. 

Şimdiden iyi seyirler. 

2 yorum:

buraneros dedi ki...

Yanda Magda'yı görünce dayanamadım:) Kapı benim onunla tanışma kitabım, sonra Katalin Sokağı. Yazılarınızda başka Magda bulamadım, sanırım yeni tanışma. Çok özel bir yazar olduğunu düşünürüm. Kapı yaklaşık 8-9 yıl önce şu cümleyi kurdurmuştu bana:"Şu yakın tarihte hayatıma girmiş ikinci şey bu kitap, ve şu yakın tarihte hayatıma girecek hiç bir şeyin birinci olma şansı yok, ne yazık ki. O yüzden bu ikinciliğe o gözle bakılsın lütfen." İşin garibi ülkemizde en bilinen kitabı İza'nın Şarkısı, onu da ben okumadım:) Yazınızı merakla bekleyeceğim:)

Imge dedi ki...

Merhaba buraneros 🙋🏻‍♀️

Evet, ilk kez okuyorum Magda Szabo’yu ve kitap zevkini çok sevdiğim birkaç hesapta görünce almaya karar verdim. Müthiş bir üslubu var, bayıldım, adeta karakterlerle birlikte yaşıyorum iç ve dış dünyalarını. Buraya yazmadan önce tavsiye edebilirim gönül rahatlığıyla. Kapı’yı da sizin bu güçlü yorumunuzun ardından çok öerak ettim. İlk fırsatta alacağım. Teşekkürler 🙏